elikeale:

insanlar ve öküzler ?

elikeale:

insanlar ve öküzler ?

(Source: turuncuyuseverim)

stpaulsrevolt:

OCAD building in Toronto. Loff it.

stpaulsrevolt:

OCAD building in Toronto. Loff it.

(via elikeale)

[Flash 9 is required to listen to audio.]

limonserbeti:

Bu da güzel şarkı, hadi dinleyin madem.

1 month ago - 1
[Flash 9 is required to listen to audio.]

limonserbeti:

Çok su verince ölür ya çiçekler, çok ağlarım.

1 month ago - 1
limonserbeti:

Hazırlanıp bir yere gidiyor gibiydi, dur diyemedim. Nereye diye zaten soramazdım. Gururum ve gençliğim el vermezdi. Toyluğum ve tecrübesizliğim zaten yeterli sebepti. Küçüktüm, üzerime yağan yağmurları dev damlalar sanardım, şimdilerde düşünüp güleceğime inanmazdım. 
Şuan yağan yağmurların seline kapılırken, gelecekte dönüp düşündüğümde gülme ihtimalime inanmadığım gibi.
Vedalar sevilmez derler, acıtır. Beni yıkan iki veda; babam ve sevdiğimi sandığım adam.
Babam giderken küçüktüm, arkamda durup beni koruması gereken zamanlarımdı. Onun güçlü bedeniyle beni koruması gerekirdi,kahramanım olmalı, gözümde büyümeliydi. Desteğini ve gücünü hissetmeliydim. Yoktu, çalışmalıydı. Gitmeliydi. Sanki yanımda olup çalışamazmış gibi. Gitti. Sonra geri geldi, geldiğinde çok geçti, ben büyüdüm. Ona ve gücüne eskisi kadar ihtiyacım yoktu. Zaten mesafeler aramıza buzlar örmüştü, zaman lazımdı. İşte onun yokluğunda, onun yerine koyabileceğim birine ihtiyacım vardı. Babam gibi, güçlü olup beni korumalıydı, kendimi güvende hissetmeliydim. Sonra buldu beni, hayatıma girdi, hayatımı sikti, gitti. KLASİK!
Ve ben şimdilerde 20sine dayanmış, o zamanlar aşık olduğunu sanan, küçük kız. Evet hala aşık olduğumu sanıyorum. Evet hala acaba eşim olacak insan şimdi nerede, ne yapıyor diye düşünüyorum.Hala her gece yatarken hayal kuruyorum ve rüyalarımda onları görüyorum. Çünkü hala küçüğüm. Ve bunu inkar etmiyorum.
Rahatlamam lazım ve bunun için yazıyorum, bunun için sigara içtiğim oluyor. Bunun için bazen ağlıyorum. Uzun süre önce tenhalaştı kahvaltılarım, düştü yüzüm. Uzun süredir düşünüyorum. Bu yüzden bomboş bakıyorum. Ve sen benim gözyaşlarımı göremiyorsun, onları kıyılarda uzaklaştırıyorum, köşede, tam bu köşede, yazdığım yerde.

limonserbeti:

Hazırlanıp bir yere gidiyor gibiydi, dur diyemedim. Nereye diye zaten soramazdım. Gururum ve gençliğim el vermezdi. Toyluğum ve tecrübesizliğim zaten yeterli sebepti. Küçüktüm, üzerime yağan yağmurları dev damlalar sanardım, şimdilerde düşünüp güleceğime inanmazdım. 

Şuan yağan yağmurların seline kapılırken, gelecekte dönüp düşündüğümde gülme ihtimalime inanmadığım gibi.

Vedalar sevilmez derler, acıtır. Beni yıkan iki veda; babam ve sevdiğimi sandığım adam.

Babam giderken küçüktüm, arkamda durup beni koruması gereken zamanlarımdı. Onun güçlü bedeniyle beni koruması gerekirdi,kahramanım olmalı, gözümde büyümeliydi. Desteğini ve gücünü hissetmeliydim. Yoktu, çalışmalıydı. Gitmeliydi. Sanki yanımda olup çalışamazmış gibi. Gitti. Sonra geri geldi, geldiğinde çok geçti, ben büyüdüm. Ona ve gücüne eskisi kadar ihtiyacım yoktu. Zaten mesafeler aramıza buzlar örmüştü, zaman lazımdı. İşte onun yokluğunda, onun yerine koyabileceğim birine ihtiyacım vardı. Babam gibi, güçlü olup beni korumalıydı, kendimi güvende hissetmeliydim. Sonra buldu beni, hayatıma girdi, hayatımı sikti, gitti. KLASİK!

Ve ben şimdilerde 20sine dayanmış, o zamanlar aşık olduğunu sanan, küçük kız. Evet hala aşık olduğumu sanıyorum. Evet hala acaba eşim olacak insan şimdi nerede, ne yapıyor diye düşünüyorum.Hala her gece yatarken hayal kuruyorum ve rüyalarımda onları görüyorum. Çünkü hala küçüğüm. Ve bunu inkar etmiyorum.

Rahatlamam lazım ve bunun için yazıyorum, bunun için sigara içtiğim oluyor. Bunun için bazen ağlıyorum. Uzun süre önce tenhalaştı kahvaltılarım, düştü yüzüm. Uzun süredir düşünüyorum. Bu yüzden bomboş bakıyorum. Ve sen benim gözyaşlarımı göremiyorsun, onları kıyılarda uzaklaştırıyorum, köşede, tam bu köşede, yazdığım yerde.

limonserbeti:

Antika sızılarımı açık arttırmaya çıkardım
üç kuruşluk gerçekleri paha biçilmez yalanlarla örtbas ettiler
bilmediğiniz her şeyi biliyorum
suç aletim inancım bayım
ve bilin 
ben en çok kendime inandım
bildiklerimi bilseniz şimdi
ve ben bilmesem…
Bu şiir unutulmak için yazıldı
son cümlede kendi intiharını yazmak
ve bir daha hatırlanmamak
unutmayın 
her şiir kendi kalemiyle vurulur…
Ben unutmak için sevmedim bayım
hangi tene uyduysa tenim yoldan çıktı
kimle konuştuysa biberler sürüldü vücut dilime
sevgiyle açıldı sandığım kollarda gerildim çarmıha
ve duvarlar örüldü kalbimin hicret emri aldığı her kalbe
ben kalbimle sevmem bayım
biz ayrı dünyaların - kuyrukları kesilmiş - yalanlarıyız.
Benim de aklım tutuldu zamanında / kalbim lades
aklımı kaçırıp aşık oldum
düş kırıklarımı kalbimle topladım / kanadım
kalp çarptığı kadar yaşar insan
ve beyin yaşadığı kadar sever
- beyin ölümü gerçekleşen kalp sevemez -
ben unutmak için sevmem bayım
bundan en çok tanımadığım insanları sevdim
iyisi mi siz 
hep yabancı kalın…
Suni sancılarla doğurduğum şiirlerle uymuyor DNA’nız
şiirlerin Meryem anasıyım, icabında
masalların bekareti çalınmış güzel Pollyanna’sı
acısını alsın diye tuza yatırırım düşlerimi geceden
düş biterse ölüm gelir bayım
düşlüyorum öyleyse varım.
Ben anne de olamam bayım
kundakta acılar büyütürüm en fazla
umut dayarım ağızlarına ağladıklarında
acıların Meryem anasıyım, icabında
filmlerin kötü kadını, üvey annesi, Aliye Rona’sı
insanlığın hudut kapısından
elimi kolumu sallayarak çıkar
şeytana iltica edebilirim
yediğim çanağa pisler sonra
kırar şeytanın bacağını
Pollyanna senaryolarımdan bir çift değnek sunabilirim huzuruna…
Acılar eskidikçe sızısı ucuzlayıp
artıyordu değeri
seneye de giyerim diye bir boy büyük hüzünler seçtim kendime
hacimsiz mutlulukların tadı damağıma varamadı hiç
batıl inançlarım olmadı mesela
nazar değmesin diye mi kurşun döküyordu kalleşler masum çocuklara
kısır topraklara dilekler ektim en görkemli umutlarımdan
kuyulardan boş hayaller kaçırdım
vurmadım hiç tahtalara
kara kedilerle samimi oldum
Tanrı’yla saklambaç oynadık merdiven altlarında
ben ebe oldum
ne zaman dokunmaya kalksam
- O ki dokunmayan ve dokunulamayan - yok oldu
hiç yoktan iyidir bayım
hiç olmayı öğrendim
sihirli bir dünyada çok gerçek kaldım
ve gerçek bana hiç yakışmadı.
Gerçeğinden ayırt edilemeyen muazzam yalanlar diktim dudaklarıma
ne zaman gerçeği söylesem gerildi dikişlerim / kanadım
katında yerim olsun diye
Tanrı’nın gözüne girmek için hiç uğraşmadım
kork dediler
korkmadım bayım, sevdim / günahım ne büyük
Tanrı’nın etkisiz elemanı olmam istendi
pi sayısı gibi sabit, cahil
ruhsuz, dilsiz, tam anlamıyla beyinsiz / beceremedim
Tanrı’yla güldük insanlığa, ağladık bayım / ne büyük günah
Tanrı gülmez değil mi
ancak hesap sorardı…
İnsanlık öldü bayım
Tanrı dayanamayıp - bu yüzden- intihar etti
inanmazsınız, 
Tanrı öldü bayım / ruhuna el mucize…
Doğruyu söylediğim doksan dokuzuncu köyden de kovulup
derme çatma kelimelerimle kendi köyümü kurdum
ki siz buna şiir diyorsunuz
benim hiç şiirim olmadı bayım
son cümlede intihar eden tüm yaşamlar gibi
yalnızca bir düştü, geldi ve geçti
geçerken acıttıysa eğer 
üzgünüm bayım…
Ölümleri temize çekmek isterken 
bir darbe daha almamak uğruna
ölü taklidi yapıyorum
karaya bulanan hayata
bu bir şiirse eğer
susa susa şiirbaz oldum bayım
ve ben hep 
kendi silahımla vuruldum.
Kendinizden kaçıyorken masallarla
on ikiden sonra balkabağına dönüşebilir şiir
aslolan o zamana kalmadan
bir şeylerin değişebilmesi
ben size bayım demiş olabilirim
ama siz
lütfen üzerinize alının.

limonserbeti:

Antika sızılarımı açık arttırmaya çıkardım

üç kuruşluk gerçekleri paha biçilmez yalanlarla örtbas ettiler

bilmediğiniz her şeyi biliyorum

suç aletim inancım bayım

ve bilin 

ben en çok kendime inandım

bildiklerimi bilseniz şimdi

ve ben bilmesem…

Bu şiir unutulmak için yazıldı

son cümlede kendi intiharını yazmak

ve bir daha hatırlanmamak

unutmayın 

her şiir kendi kalemiyle vurulur…

Ben unutmak için sevmedim bayım

hangi tene uyduysa tenim yoldan çıktı

kimle konuştuysa biberler sürüldü vücut dilime

sevgiyle açıldı sandığım kollarda gerildim çarmıha

ve duvarlar örüldü kalbimin hicret emri aldığı her kalbe

ben kalbimle sevmem bayım

biz ayrı dünyaların - kuyrukları kesilmiş - yalanlarıyız.

Benim de aklım tutuldu zamanında / kalbim lades

aklımı kaçırıp aşık oldum

düş kırıklarımı kalbimle topladım / kanadım

kalp çarptığı kadar yaşar insan

ve beyin yaşadığı kadar sever

- beyin ölümü gerçekleşen kalp sevemez -

ben unutmak için sevmem bayım

bundan en çok tanımadığım insanları sevdim

iyisi mi siz 

hep yabancı kalın…

Suni sancılarla doğurduğum şiirlerle uymuyor DNA’nız

şiirlerin Meryem anasıyım, icabında

masalların bekareti çalınmış güzel Pollyanna’sı

acısını alsın diye tuza yatırırım düşlerimi geceden

düş biterse ölüm gelir bayım

düşlüyorum öyleyse varım.

Ben anne de olamam bayım

kundakta acılar büyütürüm en fazla

umut dayarım ağızlarına ağladıklarında

acıların Meryem anasıyım, icabında

filmlerin kötü kadını, üvey annesi, Aliye Rona’sı

insanlığın hudut kapısından

elimi kolumu sallayarak çıkar

şeytana iltica edebilirim

yediğim çanağa pisler sonra

kırar şeytanın bacağını

Pollyanna senaryolarımdan bir çift değnek sunabilirim huzuruna…

Acılar eskidikçe sızısı ucuzlayıp

artıyordu değeri

seneye de giyerim diye bir boy büyük hüzünler seçtim kendime

hacimsiz mutlulukların tadı damağıma varamadı hiç

batıl inançlarım olmadı mesela

nazar değmesin diye mi kurşun döküyordu kalleşler masum çocuklara

kısır topraklara dilekler ektim en görkemli umutlarımdan

kuyulardan boş hayaller kaçırdım

vurmadım hiç tahtalara

kara kedilerle samimi oldum

Tanrı’yla saklambaç oynadık merdiven altlarında

ben ebe oldum

ne zaman dokunmaya kalksam

- O ki dokunmayan ve dokunulamayan - yok oldu

hiç yoktan iyidir bayım

hiç olmayı öğrendim

sihirli bir dünyada çok gerçek kaldım

ve gerçek bana hiç yakışmadı.

Gerçeğinden ayırt edilemeyen muazzam yalanlar diktim dudaklarıma

ne zaman gerçeği söylesem gerildi dikişlerim / kanadım

katında yerim olsun diye

Tanrı’nın gözüne girmek için hiç uğraşmadım

kork dediler

korkmadım bayım, sevdim / günahım ne büyük

Tanrı’nın etkisiz elemanı olmam istendi

pi sayısı gibi sabit, cahil

ruhsuz, dilsiz, tam anlamıyla beyinsiz / beceremedim

Tanrı’yla güldük insanlığa, ağladık bayım / ne büyük günah

Tanrı gülmez değil mi

ancak hesap sorardı…

İnsanlık öldü bayım

Tanrı dayanamayıp - bu yüzden- intihar etti

inanmazsınız, 

Tanrı öldü bayım / ruhuna el mucize…

Doğruyu söylediğim doksan dokuzuncu köyden de kovulup

derme çatma kelimelerimle kendi köyümü kurdum

ki siz buna şiir diyorsunuz

benim hiç şiirim olmadı bayım

son cümlede intihar eden tüm yaşamlar gibi

yalnızca bir düştü, geldi ve geçti

geçerken acıttıysa eğer 

üzgünüm bayım…

Ölümleri temize çekmek isterken 

bir darbe daha almamak uğruna

ölü taklidi yapıyorum

karaya bulanan hayata

bu bir şiirse eğer

susa susa şiirbaz oldum bayım

ve ben hep 

kendi silahımla vuruldum.

Kendinizden kaçıyorken masallarla

on ikiden sonra balkabağına dönüşebilir şiir

aslolan o zamana kalmadan

bir şeylerin değişebilmesi

ben size bayım demiş olabilirim

ama siz

lütfen üzerinize alının.


(Source: limonserbeti)

(Source: limonserbeti)